29 Ekim 2010 Cuma

Topkapı Sarayı-Topkapı Palace


Topkapı Sarayı (Osmanlı Türkçesi: طوپقپو سرايى), İstanbul Sarayburnu'nda, Osmanlı İmparatorluğu'nun 600 yıllık tarihinin 400 yılı boyunca, devletin idare merkezi olarak kullanılan ve Osmanlı Padişahları'nın yaşadığı saraydır.[1] Bir zamanlar içinde 4.000'e yakın insan yaşamıştır.[2]

Topkapı Sarayı Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılmış,Abdülmecit’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene boyunca devletin idare merkezi ve Osmanlı padişahlarının resmi ikametgahı olmuştur. Kuruluş yıllarında yaklaşık 700.000 m.² lik bir alanda yer alan sarayın bugünkü alanı 80.000 m.² dir.[3] Topkapı Sarayı,saray halkının Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı ve diğer saraylarda yaşamaya başlaması ile birlikte boşaltılmıştır.Padişahlar tarafından terk edildikten sonra da içinde birçok görevlinin yaşadığı Topkapı Sarayı hiçbir zaman önemini kaybetmemiştir.Saray zaman zaman onarılmıştır. Ramazan ayı içerisinde padişah ve ailesi tarafından ziyaret edilen Mukaddes Emanetler Dairesi’nin her yıl bakımının yapılmasına ayrı bir önem verilmiştir.[3]


Fatih Sultan Mehmed 1465 yılında Topkapı Sarayı'nın inşaatını başlatmıştır.Topkapı Sarayı’nın ilk defa, adeta bir müze gibi ziyarete açılması Abdülmecit dönemine rastlamıştır. O dönemin İngiliz elçisine Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eşyalar gösterilmiştir.Bundan sonra Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eski eserleri yabancılara göstermek gelenek haline gelir ve Abdülaziz zamanında, ampir üslupta camekanlı vitrinler yaptırılır, Hazine’deki eski eserler bu vitrinler içinde yabancılara gösterilmeye başlanır.II. Abdülhamid tahttan indirildiği sıralarda Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn’un pazar ve salı günleri olmak üzere halkın ziyaretine açılması düşünülmüşse de bu gerçekleşememiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 3 Nisan 1924 tarihinde halkın ziyaretine açılmak üzere İstanbul Âsâr-ı Atika Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlanan Topkapı Sarayı önce Hazine Kethüdalığı, sonra Hazine Müdüriyeti adıyla hizmet vermeye başlamıştır.Bugün ise Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü adıyla hizmet vermeye devam etmektedir. 1924 yılında bazı ufak onarımlar yapıldıktan ve ziyaretçilerin gezebilmeleri için gereken idari önlemler de alındıktan sonra, Topkapı Sarayı, 9 Ekim 1924 tarihinde müze olarak ziyarete açılmıştır. O tarihte ziyarete açılan bölümler Kubbealtı, Arz Odası, Mecidiye Köşkü, Hekimbaşı Odası, Mustafa Paşa Köşkü ve Bağdat Köşkü’dür.[3]

Günümüzde büyük turist kitlelerini kendine çeken saray 1985 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne giren İstanbul Tarihî Yarımada içerisindeki tarihi eserlerin en başında gelmektedir.[4] Günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.[5]

The Topkapı Palace (Turkish: Topkapı Sarayı)[1] or in Ottoman Turkish: طوپقپو سرايى, usually spelled "Topkapi" in English) is a palace in Istanbul, Turkey, which was the official and primary residence in the city of the Ottoman Sultans for approximately 400 years (1465-1856) of their 624-year reign,[2].

The palace was a setting for state occasions and royal entertainments and is a major tourist attraction today, containing the most holy relics of the Muslim world such as the Prophet Muhammed's cloak and sword.[2] Topkapı Palace is among those monuments belonging to the "Historic Areas of Istanbul", which became a UNESCO World Heritage Site in 1985, and is described in Criterion iv as "the best example[s] of ensembles of palaces [...] of the Ottoman period."[3]

Initial construction began in 1459, ordered by Sultan Mehmed II, the conqueror of Byzantine Constantinople. The palace is a complex made up of four main courtyards and many smaller buildings. At the height of its existence as a royal residence, the palace was home to as many as 4,000 people,[2] formerly covering a larger area with a long shoreline. The complex has been expanded over the centuries, with many renovations such as after the 1509 earthquake and 1665 fire. It held mosques, a hospital, bakeries, and a mint.[2] The name directly translates as "Cannon gate Palace", from the palace being named after a nearby, now destroyed, gate.

Topkapı Palace gradually lost its importance at the end of the 17th century, as the Sultans preferred to spend more time in their new palaces along the Bosporus. In 1856, Sultan Abdül Mecid I decided to move the court to the newly built Dolmabahçe Palace, the first European-style palace in the city. Some functions, such as the imperial treasury, the library, mosque and mint, were retained though.

After the end of the Ottoman Empire in 1921, Topkapı Palace was transformed by government decree on April 3, 1924 into a museum of the imperial era. The Topkapı Palace Museum is under the administration of the Ministry of Culture and Tourism. The palace complex has hundreds of rooms and chambers, but only the most important are accessible to the public today. The complex is guarded by officials of the ministry as well as armed guards of the Turkish military. The palace is full of examples of Ottoman architecture and also contains large collections of porcelain, robes, weapons, shields, armor, Ottoman miniatures, Islamic calligraphic manuscripts and murals, as well as a display of Ottoman treasure and jewelry.





Vikipedi, özgür ansiklopediden alıntıdır

17 Mart 2009 Salı

igne oyası yazma modelleri











Tel Kırma Hakkında Genel Bilgi Ve Gelişim Evreleri:


Tel Kırma Değişik ve güzel bir işleme çeşididir.Kumaş Kasnağa girerek çalışır.İşleme yapılırken Tel Makas kullanılmadan kıvrılarak kullanıldığı için bu ismi almıştır.XIII yüzyıldan bu yana yapılmaktadır.
Bu işlemin diğer adı da Palu işidir.Bu işleme ilk defa Palu’da yapılmış,gelişmiş ve yayılmış ve yayılmış.Bu nedenle işlemeye ilçenin adı verilmiştir
Palu’da evliliğe namzet her genç kız kendini bu işlemleri yapmak mecburiyetinde hissederdi.Günümüzde bu zihniyet değişmiş,daha kolay işlemler yapma yoluna gidilmiştir

TEL KIRMA(ÇAKMA PALU İŞİ)
Tel kırma işlemesinde kullanılan tel,Madensel tellerden yapılır,görünüşü ve genişliği gelin teline benzer.Tırnakların arasında hafif sağa,sola bükme ile kırılır.
Tel kırma işlemesinde kullanılan bir iğne vardır.İğnesi yassı ve kısadır.Baş kısmı geniş olup uca doğru incelir.2,5-3 cm boyunda tül deliklerin içerisinde geçebilecek genişliktedir.İğnenin geniş tarafında ve enine doğru iki uzun delik vardır.Tel bunların içerisinden geçer.İğne;altın,gümüş ve pirinç gibi madenlerden yapılır.


Uygulandığı Yerler

Şal,kemer, gece çantası,baş örtüsü,yatak örtüsü,fantezi giyimler,dekoratif süslemelerdir.(Abajur,pano,kutular vb.)


Tel kırma yapılırken dikkat edilecek teknik esaslar


Kumaşın en ve boy ipliklerinin aynı olması
Tül deliklerinin muntazam olması
Tül deliklerinin fazla sık olmaması
Tül kırma iğnesinin iki yanının keskin olması
Kumaşın kasnak bezi kullanılarak gerilmesi
Telin iğneye kısa geçirilmesi.
Telin kıvrıldığı zaman tırnakla değil,parmaklar arasında düzeltilmesi
İşletme esasında her kıvrılan telin kumaşa tırnakla yerleştirilmesi.
İşleme esnasında telin avuç içerisinde değil daima dışında ve düz olarak tutulması

Biten işlemin üzerine kararması için kızgın ütü basılması,tel kırma işi Palu’da eski hanımlardan Bayram Ağa gelin Nurdane hanım tarafından yapılarak günümüze kadar gelmiştir.Şimdilerde ise Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünce açılan kurslarda yeni öğrenciler yetiştirilerek unutulmaya yüz tutmuş bu sanat canlandırılmaya çalışılmaktadır.
Kullanılan Kumaş ve Özellikleri:
İpliği sayılara binen,seyrek dokunmuş ve sert olmayan kumaşlar tercih edilir.Örneğin;Tülbent,Mermerşahi,Şifon,Jorjet,Keten,ipek ve naylon tüllerdir.Keten tül sağlamlık ve işlemeye uygunluğu yönünden tercih edilir.
Kullanılan Araç Gereçler:
Tel Kırma İğnesi
Tel

İşlem Basamakları

İğnenin sivri ucu aşağı doğru tutulur.
Teli üst delikten geçirilir.(iğne iki deliklidir)
İkinci deliğe kadar kıvrılır.
Telin diğer ucunu alt delikten geçirilir ve üst delikten çıkartılır.
Tel tırnakla iğnenin üzerine yerleştirilir.

brezilya nakışı(bizim basit nakış igne tekniklerimiz)


rokoko ve çin ignesi dügüm işi ile yapılmış güzel bir menekşe


fransız düğümü,loop,ve folded rose tekniği ile yapılmış brezilian nakışı çalışması.bir çok yerde kullanılabilinir. isimler böylede olsa dügüm işi teknigi kurdele nakışı ile bizim bildigimiz teknikler

22 Aralık 2008 Pazartesi

Çılgınca ama!

Atik, üniversitenin koridorunda ilerlerken bir öğretim üyesinin kapısının kilidini kurcaladığını gördü. 'Hocam, açılmıyor mu?', 'Açılmıyor.'

'Birilerini çağırmamı ister misiniz?', 'Ben biraz deneyeyim. Olmazsa çağırayım.' 'Bir de benim denememi ister misiniz?', 'Neden olmasın, bir de sen dene bakalım.' Atik anahtarı aldı, kapıyı kendine doğru çekerek denedi; sonra da iterek denedi; sonra kapıyı biraz kaldırarak denedi. Üçüncüsünde kapı 'şak' diye açıldı. Hoca biraz şaşkın; ama sevinçli bir şekilde Atik'e teşekkür etti. Atik'in ismini, bölümünü sordu; daha sonra çay içmeye davet etti.

***

Atik, üniversite derslerinden boş kalan zamanlarda bir beyaz eşya dükkânında çalışıyordu. O gün öğleden sonra dükkanın önünden geçen bir hanımın ayakkabısının topuğu çıktı. Zavallı kadın, elinde topuk, nasıl yürüyeceğini şaşırmıştı. Atik, patrondan izin alarak kadını dükkana davet etti: 'Hanımefendi, isterseniz topuğunuzu ayakkabınıza çakmayı bir deneyelim.' İçeriden aldığı bir çekiçle, topuğu bir dakika içinde çaktı. Yaşlı kadına bir de çay ikram etti. Kadın çay içerken yeni ütülere de baktı ve dükkândan bir ütü alarak çıktı.

***

İşten çıkmasına az bir zaman kala bir sınıf arkadaşı aradı ve bir dersin notlarını istedi. Ancak ders notları Atik'te de yoktu. Atik de birkaç arkadaşını arayarak notların kimde olduğunu buldu. Arkadaşına ertesi gün notları bir arkadaşının sınıfa getireceğini söyledi.

***

Ertesi gün bir derste proje dağıtımı yapıldı. Herkes bir proje ile yetinirken Atik iki proje birden aldı. Arkadaşları Atik'in bu kararına şaşırdılar. Mümkün olsa kimse hiç proje almayacakken, Atik neden iki proje alıyordu ki! Proje ödev demekti; araştıracaksın, yazacaksın. Bir sürü iş.

***

Atik, okulda bir ilan gördü. Afetzedelere yardım teşkilatı yurtdışından gelen bir grubun üyelerine pazar günü için rehberlik ve tercümanlık yapacak öğrenciler arıyordu. Atik ilandaki numarayı cep telefonundan aradı ve pazar günü yardım edebileceğini söyledi.

***

Bir arkadaşı, yurttan çıkıp onun oturduğu semtte bir ev kiralamak istediğini belirterek, Atik'e bildiği boş ev olup olmadığını sordu. Atik, cumartesi günü isterse birlikte bakabileceklerini söyledi.

***

Atik'in nişanlısı bir başka şehirde okuyordu. Pazar akşamı telefonda sohbet ederken Atik haftayı özetledi: Hocasının kapısını açmıştı. Bir kadının topuğunu onarmış; sonrasında bir de ütü satmıştı. Hem kendine hem de başka bir arkadaşına ders notlarını ayarlamıştı. İki tane proje almıştı. Cumartesi günü, semtte kiralık evleri incelemişti. Pazar günü ise bir Amerikalıya rehberlik yapmıştı.

Atik'in nişanlısı, 'Ne kadar çok iş yapmışsın?' dedikten sonra yalın bir soru sordu: 'Neden? Neden yaptın tüm bunları?' 'Çünkü problem çözmek beni mutlu ediyor. Kendimi işe yaramış ve yararlı hissediyorum. Hocanın kapısını açınca kendimi başarılı ve mutlu hissettim. Bir de yaşlı kadının ayakkabı topuğunu takınca günün kahramanı oldum. Ders notlarını bulunca başarı haneme bir çentik daha attım. İki proje aldım. Böylece daha çok okumak için fırsat olacaktı. Böylece her kitabı, her makaleyi bitirdiğimde kendimi daha başarılı hissedebilecektim. Ev arama işi sırasında hem yardım etmiş oldum hem ev fiyatlarını öğrendim; hem de ev sahiplerinin kiralama stratejilerini. Ayrıca kendi mahallemde girmediğim bir sürü sokağı öğrenip dikkat etmediğim bir sürü binaya dikkat ettim. Kendimi o evlerde yaşarken hayal ettim. İlginç bir duyguydu. Pazar günü de Amerikalıya rehberlik etmek, hem İngilizce pratik yapmamı sağladı hem de afetler ve kurtarma operasyonlarıyla ilgili bir sürü şey öğrendim. Bunları çılgınca bulabilirsin ama bütün bunları yapmasaydım, sana anlatacak ilginç bir şeyim olmazdı.' Nişanlısı Reyhan: 'Canıııım, seni çoook seviyorum.'

Kaynak:Zaman
Yazar:Melih Arat